Cursors - Get this Cursor



MySpace

Friendster images

<

myspace layout

Images for your blog

MySpace images

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws


Friendster images

EVİME HOŞGELDİNİZ :)))))

myspace layout

Tanım




Friendster images

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
Friendster

Kategoriler


LİLYUM 52 ye gider tıklayın :) Image Hosted by ImageShack.us Friendster

MySpace images

Bir Tavuğun Hayatı !!

 

 


Tarih: 23:30, 12/3/2007
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

iBRETLİK BİR ÖLÜM

Amerikan Adli Tip Derneginin 1994'te
San Diego'da tertiplenen odul yemeginde dernek baskani Don Harper
Mills, aktardigi acayip bir olum olayindaki adli komplikasyonlarla
Dinleyicilerini saskina cevirmisti. Kaderin adaletine dair ince bir nukte tasiyan
bu yasanmis oyku, saniriz sizleri de hayrete sevk edecektir: 23 Mart
1994'te Ronald Opus'un cesedini inceleyen adli tabip, onun kafasindan
yedigi kursunla oldugu sonucuna vardi. Muteveffa, on katli bir binanin
tepesinden, intihar niyetiyle asagiya atlamisti. (Umutsuzlugunu, geride
biraktigi bir notta acikliyordu. ) Ancak, dokuzuncu katin onunden
gecerken pencereden gelen bir kursun
basina isabet etmis, hayati bu kursunla sona ermisti. Apartmanin sekizinci kat
penceresi duzeyinde cam silicileri korumak icin konulmus bir ag vardi; ama
bu  agin varligini ne silahi ceken, ne de muteveffa biliyordu.
Acikcasi, kursun olmasaydi, Opus'un intihar girisimi basarili olamayacak;
zemine cakilmadan, sekizinci kattaki aga takilip kalacakti. Bu durumu
 anlattiktan sonra, "Normal olarak," diye devam etti Dr. Mills,
"intihar etmeye  karar veren biri, mekanizma tasarladigi gibi olmasa da,
bunu eninde sonunda basarir." Opus'un dokuz kat asagida yere cakilmayip da
dokuzuncu kattan dusuyor oldugu anda basina gelen kursunla vurulmus
olmasi, muhtemelen, onun olum modunu intihardan cinayete cevirmeyecekti.
Fakat, Opus'un intihar girisiminin basarili olmayisi, savciyi elinde bir cinayetvak'asi
oldugu dusuncesine itti. Silahin patladigi dokuzuncu kattaki
odada yasli bir adam ve karisi yasiyordu. Tartisiyorlardi ve adam kadini silahla
tehdit ediyordu. Oyle sinirlenmisti ki, tetigi cekti; 
fakat mermi kadini iskalayarak pencereden disari
yoneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A sahsini oldurmeye tesebbus eder,
fakat B  sahsini oldururse, o B sahsini oldurmekten suclu sayilmali idi.
Savcinin ulastigi sonuc buydu. Dolayisiyla, dokuzuncu kattaki yasli adam,
cinayetten sucluydu. Bu suclamayla karsi karsiya kaldiginda, adam da,
karisi da  cok sasirdilar. Cunku, tetigi cekerken adam da, karisi da
silahin dolu olmadigindan kesinlikle emindiler. Yasli adam uzunca bir
sureden beri  bos silahla karisini korkutmayi aliskanlik haline getirmisti.
Bunu karisi  da bilir, o yuzden adamin tehdidine pek aldirmazdi.
Kisacasi, adamin  karisinı oldurme kasdi yoktu; silahin dolu oldugunu dahi
bilmiyordu. Boylece, Opus'un oldurulmesi bir kaza oluyordu; silah kazara
doldurulmustu. Arastirmalara devam edilince, olumcul kazadan yaklasik alti
hafta once yasli ciftin oglunu silahi doldururken goren bir tanik ortaya
cikti. Anlasildigina gore,yasli kadin oglundan mali
destegini cekmisti ve babasinin annesini silahla korkutma temayulunu bilen
ogul, annesini cezalandirma kasdiyla, babasinin annesini vuracagini
umarak, gizlice silahi doldurmustu. Annesi olecek, baba cinayetten
suclanacak, mallar ogula kalacakti 
Artik olay yasli ciftin oglunun Ronald Opus cinayetinden
sorumlu oldugu noktasina gelmisti. Tam bu sirada savcinin karsisina yeni bir viraj
cikti. Arastirmalara devam edilince, gecen alti hafta icinde anneyle
babasinin silahla tehdide varan bir tartisma yasamamalari, dolayisiyla
annesinin olumunu bir turlu basaramayisi nedeniyle, oglun umutsuzlugunun
arttigi anlasildi.  Bu, onu 23 Mart'ta on katli binanin tepesinden
atlayarak intihar etmeye itmisti. Ancak, olumu planladigi gibi olmamisti;
dokuzuncu katin onunden gecerken babasinin bos zannettigi
silahi tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereye seken kursunun kafasina
isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus'un hayati sona ermisti. 
 
Dosya intihar
olarak kapatildi.

 

 


Tarih: 13:26, 1/3/2007
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

Fıkra

Bir gün bir ailenin çocugu olmus yıllar geçmiş çocuk konuşmaya başlamış ilk önce anne demiş ertesi gün annesi ölmüş sonra dede demiş dedesi ölmüş çocuk kimi söyle se ertesi gün o kişi ölüyormuş sonra aradan zaman geçmiş çocuk amca demiş ertesi gün amcası ölmüş gene zaman geçmiş çocuk baba demiş adam kara kara düşünüyormus yarın bende ölcem diye ertesi gün de
mahallenin sütçüsü ölmüş

 

 

layout for myspace

 


Tarih: 11:56, 1/3/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Gül ve Bülbülün hikayesi (ertan alıntı):)))))


Tarih: 11:25, 17/2/2007
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

Türk nedir?


Tarih: 11:08, 17/2/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Şeytan

İnsanligin ilk varoldugu dönemde , adamin biri seytani yakalamaya karar vermis.
Ancak bunun için 40 yil Tanri'ya ibadet etmesi gerekiyormus.Karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla iliksisini kesmis, kendisini ibadete adamis. 40 yil sora Tanri , ibadetinin karsiligi olarak ona
agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus.Artik özgürmüs adam.Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus. siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip
olmasini söylemis ve disariya çikmis.Kadincagiz seytani çok merak ediyormus.Ve merakina yenilip sisenin agzini açivermis.Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis ve gülmeye baslamis.Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik emegini bosa çikardin " diye alay etmis kadinla.Yok canim " demis kadin. "Sen hiç o sisenin içinde olmadin ki Nasil olur? " diye haykirmis seytan. "Sen de gördün...siseden çiktim ben ! "Hiç o sisenin içinde degildin, inanmiyorum buna.Nasil küçücük siseye girebilirsin ki? " Kafasi atmis seytanin . "Gireyim de gör !demis ve yeniden sisenin içine girivermis.
iste böyle...Adamin seytani hapsetmesi 40 yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis.seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya :

TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN

BENi NEDEN YARATTIN ? "


Tarih: 10:58, 17/2/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Sevgililer gününüz kutlu olsuuun

 

 

 

 

 

 

Sevgilisi olanin olmayanin,
Olup da yok gibi olanin,
Yok da var gibi olanin,
Olmayip cok isteyenin,
Oluyo da noluyo diyenin,
Oldugu icin cok mutlu olanin,
Olmadigi icin cok mutlu olanin,
Onsuz olamayanin,
Onunla hic olamayanin,
Herseye ragmen yureginde her daim aska yer olanin…
(bunun sonu yok :) )

 

O zaman kisacasi herkesin sevgililer gunu kutlu olsun.
Sevgi hep sizinle olsun, yureginizde aska hep yer olsun.

 

(alıntı)


Tarih: 21:58, 14/2/2007
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

Gülümse bana bu yazı da sana :)))

Ilacin adi ask, familyasi sevdaca, bitki adi askus tadarus...
Cok tanidik geldi degil mi?




Elde edilisi: Aski elde etmek icin turlu yontemler vardir. Birinci yontem icin ilkel maddeler, para, bir cift soz ve bir cift kesici gozdur. Fakat bu yontem pahali oldugu icin, endustride baska yollarla elde edilir. Ozellikle orta insanlar arasinda ask, parasiz-pulsuz, belirli bir sure "gozleme" yardimi ile elde edilir. Bu sekilde elde edilen ask saf degildir. Cesitli randevularla kristallestirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.

Fiziki ozellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerlesir. Keskin lezzetlidir. Ozellikle ic organlarda hissedilir. Ilk resmi tanimi Adem ile Havva tarafindan yapilmis, sonra insanlar tarafindan gelistirilmistir.

Kimyasal ozellikleri: Kaba sozlerden alinir. Formulu hemen degisir. Aslinda ask dayanikli bir madde degildir. Parasizlik, sefillik, yalancilikla "gecimsiz" bir ilactir.

Saflik muayenesi: Askin ne olcude "saf" oldugunu anlamak icin ihanet, aldatma, matrak gecmeyle ne olcude dayanikli oldugu anlasilir.

Miktar tayini: Ask enjekte edilmis ve hassas tartilmis bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararasi olculere gore en az Romeo-Juliet, Turk olculerine gore Leyla Mecnun askina esittir.

Kullanisi: Nisan ve nikahta az dozlarla alinmali, fazla miktari, magandalardan para kopartmada kullanilir. Ask cesitli bicimlerde gorulebilir. Bilim aski, sanat aski, doga aski gibi.

Teshisi: Kalp carpintisi. Ucma hissi, gozlerde kararma, sevdiginden baskasini gorememe seklinde ozel bir korluk. Mantik kaybi. Uykusuzluk, istahsizlik, terleme.
 
 
(alıntı)

Tarih: 21:55, 14/2/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Sen ve Ben

 

 

 

Anlatmak istediğim bir şeyler var içimde.
Dilimin ucunda,
Kalbimin derinliklerinde,
Aklımın bir köşesinde.
Anlatılacak birşeyler var bende.
Senin kalbinde,
Duygularının ve düşüncelerinin düğümlendiği yerde.
Ben yazmasam da sen anlardın,
Ben söylemesem de sen bilirdin,
Ben sarılmasam da sen hissederdin,
Sen susardın, ben susardım.
Bakardık birbirimize.
Kimse konuşmazdı,
Anlardık ikimiz de.
Öyle bir şeydi işte,
Dilinin ucunda,
Kalbinin derinliklerinde,
Aklının bir köşesinde,
Kelimelere dökülmeyen,
Sessizliğin sesiyle anlaşılan
Sustum,
Baktım gözlerine,
Anlamadın.
Gözler sustu,
Biz sustuk
Usulca vedalaştık.
Bir sen, bir ben…

alıntı

 

 


Tarih: 21:18, 10/2/2007
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

3 HEYKEL

 

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.

 

           

Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği; birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.

Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.

 

           

Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü  bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver."

Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.

 

           

Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarı fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi.  İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç,  hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.

Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce  heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
            Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.
            İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.
            Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı.
Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor,  oradan öteye gitmiyordu.

 

           

Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:
"Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.

         Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir.

         En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.  Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim."


Tarih: 22:15, 5/2/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Myspace

Myspace

<- | Sonraki Sayfa ->

Image hosted at bigoo

Image hosted at bigoo